Af buyurun önceki yazımda “özel üniversite” mevzusunun ilimizde terennüm edilmesinin miadını 2 binlerin ilk yıllarına verdim, oysa 2 sene evvelki yazımda “1996” olduğunu bizatihi kendim yazmışım, akıl mı koydu “şehri bivefa”?...
Taa 1996 yılında “vakıf üniversitesi” kurulması için harekete geçmişti Kastamonu.
Hey gidinin Kastamonu “aklı, fikri, tahayyülü”…
Evvelde neymiş de ne olmuş bugün.
30 yıl evvele nazaran çok ama çok geride olduğumuzu lütfen kabul edelim…
“Fikriyat mafiş”.
Kastamonu “göç verdi” diyoruz eksilen nüfus verimize bakıp bakıp da…
Hazin olan şu ki, görmüyoruz asıl göç eyleyenin “fikri nüfus” olduğunu, “fikirsiz” kaldı Kastamonu.
Diğer yandan dışarıdan Kastamonu’ya dair bakışı ifade eden “nüfuz” liginde küme düşmemizin asli nedeni “nüfus göçü” değil “fikri göç”tür…
Ki nüfuz kaybının “götürüsü” hesap edilmesi zor hatta imkansız bir matematiktir.
“Fikir” elbette gidenlerin bedeninde gitmedi…
Nükleer santral infilak etmişçesine, atom bombası düşmüşçesine, kılıçtan geçirilmişçesine bir “fikir soykırımı” bugünün Kastamonu zihniyet demografisinin mağduriyet izahı.
“Kendi içine sönen plastik top” misali…
Kökünü, dalını, tomurcuğunu yitirmekten bihaber.
Etmeyin eylemeyin…
Kastamonu zihni sermayesi günümüzdeki çıtada olmamalı.
Kastamonu’da “vakıf üniversitesi” fikri 1996’da konuşulabiliyorken…
Bugün çok daha ötesinin iddia edilmesi lazım gelirken, bırakın “öteyi”, “beriye” dahi ışık yılı uzaklığa düşmüş haldeyiz.
16 Aralık 2023 tarihli yazımdan alıntı ile kısadan özet geçeyim…
“1996 yılıydı, kıymetli hemşerilerimiz Şükrü Elekdağ ve Atıf Uğurlu Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı Ankara’daki evinden alarak Kastamonu’ya getirdiler, konuşmacıydı “Ilgaz Toplantıları” buluşmasında… Kastamonu’da “vakıf üniversitesi kurulması” idi gündem. Salon doluydu… Kastamonu Üniversitesi henüz kurulmamıştı, Kastamonulu kanaat önderleri vakıf üniversitesi kurmanın peşine düşmüşlerdi, önlerinde Bilkent Üniversitesi örneği vardı. Bilkent Üniversitesi kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı, kıymetli hemşerimiz Şükrü Elekdağ’ın dostu idi, madem vakıf üniversitesi kurulmasına niyet edilmişti… Doğru adres bulunmuştu.”
Olmadı nihayetinde…
“Akla getirildi/icat çıkarıldı/denendi” ama.
Ki o vakit emsalimizin üstündeki başa güreşen Anadolu illerinde dahi bu yönde bir kurucu emare belirmemişken…
“Vakıf üniversitesi” kavramı henüz tam dolanımı ile tedavüle çıkmamışken.
Bugün ne konuşuyoruz?...
Fındıkkabuğu dahi boş.
Not: İstanbul’daki Kastamonu dernekleri için “iftar vakti”…
Fotoğraflardan ve ulusal basına düşen yazılardan izleyebildiğim kadarıyla Kastamonu’nun üstüne ne “camia” var İstanbul’da ne de “dayanışma” ve “olanak”!
Kastamonulu ünlü simalar yanı sıra aman Allah’ım Türkiye’nin en önde gelen iş insanları, yazarçizerleri, kanaat önderleri de Kastamonu için hazır ve nazırlar iftar yemeklerinde…
Kastamonu uğruna atılan nutukların şevki ufku aydınlatıyor, o kadar kilometre öteden taa Kastamonu’da ışıyor, sıla gurbetin şefkati ile yeni baştan şahlanıyor.
İstanbul’daki (genel itibariyle gurbetteki) Kastamonulu sivil toplum kuruluşları siyasette, bürokraside ve ticarette Kastamonuluların en üst seviyede temsil edilmesini sağlamak için gönüllülük esasına dayalı faaliyet gösteriyorlar(mış)!…
Kendi aralarında da (sivil toplum kuruluşları olarak) “güçlü bir dayanışma” içindeler(miş)!
“Siyaset, bürokrasi, ticaret”…
Altyapısal yatırım içermeyen, “sempatik kanallar” diyeceğimiz ilişkileri içeren emeğin işlem alanına tekabül ediyor, “hemşeri dayanışması” ucu bucağı.
Sılanın (Kastamonu ili) “ekonomik kalkınması” ve “sosyal gelişmesi” için “altyapı/kalıcı/sürdürülür” ne emek veriliyor bizatihi sıla topraklarında?...
Gurbet “aklı/fikri/maddiyatı” bir araya gelip Kastamonu anakarasına ekonomi ya da sosyal alanlarda ne yatırım yaptı?
“Torna atölyesi” bari açtı mı?...
“Kaynakçı eğitimi” yahut.
Okul mu yapacaklar?...
Kültür merkezi mi?
O kadar “enerji” var ki iftar yemeği salonlarında…
Kastamonu’yu bir uçtan diğer uca enerji santrali haline getirir!
İftar yemeklerindeki birini değerlendiren bir ulusal gazetesi “Aralarında çok güçlü bir bağ ve dayanışma var” demiş yazısında…
O bağı Kastamonu ili de ucundan kıyısından bir hissedebilse ah.
Atlamamak gereken bir “slogan” da bulunmuş…
“İşi şehir tek yürek”.
“O derece”…
Kim bulduysa hemen tescilini alsın, alimallah diğer iller kapıverir, “icat” resmen.
İstanbul Boğazı’ndan Kastamonu’ya türkü yakanları sılaya bekliyoruz bir de…
Gelsinler emek versinler “ebeveynlerinin ocağına”.
(İstanbul’daki “Kastamonulular” dernekleri üzerine sıladan “tanım” ve “eleştiri” yapmanın elbette mevcut güzergahlarını değiştirmeyeceği açık…
Kastamonu şarkılarını varsın söyleyedursunlar.
Ancak…
Emsal illerin dernek/vakıfları üzerine de bir incelemede bulunsunlar.
“Elin” dernek/vakıfları sılaları için neler yapmışlar?...
Neler yapmayı sürdürüyorlar.)