Futbol maçlarında takım çıkma ya da düşme hattının sırat köprüsünde her yürüdüğünde taraftar sahadakilerine geniz yırtarcasına seslenir tribünden: “Biz inandık siz de inanın”…
Kastamonu’da roller değişti epeydir, sahadan ses geliyor tribüne: “Biz inandık siz de inanın”.

Hiç işitilmedik, görülmedik, hissedilmedik derecede desibel şiddetli olmasına şiddetli de…
“Duymam/bakmam/tınmam” diyor aksi seda.

Kulübün yönetimi başkanından üyelerine kadar “dervişane” bir hale evrildi tüm çağrılarının ve izahlarının taş duvardan kör/sağır/hissiz kamuoyunda/camiada tepki almaması üzerine…
Fazla söze hacet yoktur çünkü.

Profesyonel ligde şampiyonluğa oynamanın yüklü faturasını ödemek için yapayalnız mücadele etmeye verdi nefesini yönetim…
Bu mücadeleye şapka bile çıkaran az.

“Tribün” derken kasıt elbette sıla yanı sıra gurbetteki yüzbinlerce Kastamonulu…
Sayısı yüzleri bulan sivil toplum kuruluşlarından varsıl hemşerilere ve kalbi ile siperde yerini alan cümle Kastamonululara.

Vurdumduymaz mevcut kitle haletiruhiyesini yorumlamak zor, kim(ler)in hangi saik ile yüzünü kulübe ters çevirdiğini bilemeyiz, bilmenin bir faydası da yok… 
Kastamonuluların şahsi/toplu çaresizlikler karşısında acziyeti karşıya yüklemesi genel bir toplumsal refleksidir sittin senedir ki bunu biliyoruz.

“Bu sene de hayır çıkmaz” sözünün Kastamonu futbolseverlerine ait olduğunu iddia edecek değilim ama buraların bir türlü ikametgahından vazgeçilmeyen kelime takımadası olduğunu da kabul etmemiz lazım…
Tek maçı izlemeden sadece sonuca yahut kulaktan dolma lakırdıya yüz verilerek söylendiği de çoktur: “Bu sene de hayır çıkmaz”.

Kaçacak ya omuz vermekten…
Direkt mezara toprak dökmenin peşindedir.

GMG Kastamonuspor yönetimi, teknik ekibi, futbolcuları büyük emek, sabır ve irade ile yol yürüyor…
Bu yolun ucunun 1’nci Lig olacağına kulüp tarafının tüm aklı/fikri ve sezgileriyle inandığına ve terlerinin son damlasının götürdüğü güzergaha kadar aynı inanç ve irade ile yürüyeceklerini görüyorum/hissediyorum.

Öyle ya da böyle…
Dervişane bir yürüyüş bu.

Kulübün destekçisi hatta “içinden biri” olması gereken camia/kamuoyu da tüm bileşenleri ile terinin son damlasına kadar aynı yolun yolcusu olmakla mükellef…
“Kastamonululuk” bunu gerektirir. 

(Futbolun “muarız” halini seviyorum…
“Devrimci” ruhuna müptelayım.

“Hikayesi” olan yürüyüşlerin divanesiyim…
“Derviş” haletiruhiyenin delisiyim.

Birkaç hafta önceki “Sarıyer” maçı öncesi iyiden iyiye kanaat hasıl oldu, tüm tereddütlerim silindi, “huzura erdim”…
GMG Kastamonuspor nihayetinde bu sezon 1’inci Lig’e çıka(çaktı)r.

“İnegöl-Kepez-Isparta” maçlarında taşlar yerine oturma yolunda epey mesafe kat etti…
“Dinamik” oynama hevesi ayan beyan.

Isparta maçında kalecimizin “uzun menzilli asist degajmanları”…
İki nokta atışı “pas degajmanı” gol ile sonuçlandı, GMG Kastamonuspor “3” dokunuşta gol ile nihayetlenecek oyun aklı ve yetisinde, efektif oynuyor.

2 Nisan Çarşamba günü evimizde hemen ardımızdaki takipçimiz Altınordu’yu misafir edeceğiz…
Puan ve prestij ötesinde tribünün “yine” canlandığı ve “12’inci adam” olarak maç kadrosundaki yerini aldığı bir maç olması en büyük kazanç olacaktır.

Bu sezon aldığımız iki mağlubiyetten birinin faili Altınordu üstüne üstlük…
Rövanşı almalıyız.

Haydi…
Maça.)  

 (“Futbol” denilenin ucu bucağı bir meşin yuvarlak ve üç metal direk ile çim zemini buluşturan iki dikdörtgenin ana azası oldukları bir “oyun”…
Altyapının üzerine eklenen “üstyapı” birimleri olarak da “insan” katılımı.

“Mekanik” görünen bu şablonun nasıl olup da “duygu” dünyasının en “kafa yoran” öznesine dönüştüğünü anlamak kolay değil…
Tuttuğu takım için “kafayı bozmak” sadece ilimize/ülkemize dair haslet değil, uğrunda ülkeler arası savaş çıkaracak cilveli ve geçimsiz bir aşk, başlı başına bir “aidiyet”.

Futbolun endüstrileşmesi ile iller/ülkeler arası sınırlar politik küreselleşme gayretinden çok önce kalktı…
Ekonomik endüstri ülkelerinde kendi “şehrinde” hatta “semtinde” kalırken futbol taraftarı, Türkiye’de misal, İstanbul’un 3 atlısının taraftar yoğunluğu Anadolu illerine “taştı”.

Hazin olan budur…
“Yerellik” nerede kaldı?  

Kastamonu özelinde futboldaki tutkuya dair bileğimizi kessek “al-kara” akmalı…
Geri renkler “teferruat”.

Kapitalist kültürün futboldaki izdüşümü “yerelin tasfiyesi”ne yenilmek mi?...
“Asla”.

Kastamonulu “asli” olarak KSK’yi “tutar”…
Al-siyahın yoluna “ölür”.)