Özellikle belli bir yaşın üstündeki kesim geçmişteki günleri özlemle yad eder. İşin duygusal ve psikolojik kısmını ele almayacağız. Muhtemelen insanların kötü anıları bellekten silmeye meyilli olması ile ilgili psikolojik bir kuram vardır. Biz işin iktisadi boyutuna bakacağız.

Geçmişteki bazı işletmeleri hatırlamak:  Tekelci rekabet piyasası dediğimiz bir piyasa türü vardır. Bu piyasa türünde firmaların piyasaya girişi ve çıkışı serbesttir. Basit biçimde anlatayım. Bazı firmalar iflas eder ve çıkıp gider. Bazıları da piyasaya girer. Sosyal medyaya baktığımızda bazı işletmeleri özlemle yad edenleri görebiliriz. Oysa  zaman, teknoloji, tüketici tercihleri, rakip firmalar vs. değişmektedir. Dolayısıyla geçmişte başarılı olan firmaların bazıları değişen koşullara ayak uyduramayıp piyasadan çıkabilir.

Sümerbank örneğini ele alalım. 1930’lu yıllarda Türkiye’de özel sektör güçlü değildi ve insanların ihtiyacı olan tekstil, hazır giyim ürünleri dışarıdan ithal ediliyordu. Sermaye birikimi yeterli olmadığı için de özel sektörün hazır giyim sektörüne girip üretim yapması o zamanlarda pek mümkün değildi. O zamanın şartlarında başarılı da oldu. Sonra Türkiye’de yavaş yavaş özel sektör sermaye birikimini sağlamaya başladı ve hazır giyim sektörüne giren Türk girişimciler arttı. Piyasada rekabet artmaya başladı. Daha önce sadece yurtdışından gelen ürünlerle rekabet eden Sümerbank karşısında güçlü rakipler bulmaya başladı. 1950’lerde Altınyıldız, Sarar; 1970’lerde Ramsey; 1980 ve 1990’larda LC Waikiki (önce Fransa’da kuruldu sonra Türkler satın aldı), Koton, Tiffany Tomato gibi markalar piyasaya giriş yaptı. Sümerbank ürünleri sağlamdı ama kalite sadece sağlamlıkla sınırlı bir kavram değil. 1990’ları hatırladığım için söyleyeyim. Sümerbank ürünleri sağlam ve ucuzdu ama diğer rakiplerindekine göre tasarım açısından çok gerideydi. Üstelik çeşit daha azdı. Başka bir butiğe gittiğinizde belki 50 çeşit gömlek veya ayakkabı varken Sümerbank’ta 2 veya 3 çeşit vardı. Dolayısıyla rekabete dayanamadı ve 1995 yılında özelleştirildi. Şimdi “bir zamanlar Sümerbank vardı, ne güzeldi” diyen yaşlı kesim de o zaman gençti ve Sümerbank yerine LCW, Tiffany Tomato, Koton gibi markalardan alışveriş ediyordu.

Benzer şeyler çeşitli sinema salonları için de geçerlidir. Günümüzde teknoloji gelişti ve dijital platformlar devreye girdi. İnsanlar artık evlerinde rahatlıkla sinema filmlerini seyredebiliyorlar. Vizyona yeni giren bir film bile bu dijital platformlarda izlenebiliyor. Bu durumda sinema salonları kişiye evde elde edemeyeceği bir deneyim sunmalı ki tercih edilebilsin. Ses ve görüntü sistemlerini bu biçimde yenileyen sinema salonları başarılı oldu, diğerleri kapatıldı.

Geçmişte daha mı zengindik?: Hayır. Satın alma gücünü gelirinizle alınabilen mal miktarı ile ölçeriz. Bunu da Satınalma gücü paritesine göre kişi başına milli gelir ile ölçeriz. Aşağıdaki tabloda bazı ülkelere ait bu rakamları görebiliyoruz.

Tablo. Satınalma Gücü Paritesine Göre Kişi Başına Milli Gelir ($)

Ülke

1990

2023

Türkiye

8,205

42,216

ABD

23,888

82,769

Almanya

19,521

69,027

Fransa

17,471

58,167

Japonya

19,912

49,885

Kaynak: Dünya Bankası Data

Tablodan görüldüğü gibi tüm ülkelerde satın alma gücü paritesine göre milli gelir artmış. Burada SATINALMA GÜCÜ PARİTESİ altını çizelim. Normal milli gelir rakamları gelirinizle ne kadar mal alabileceğinizi vermez. Bu nedenle Satınalma gücü paritesi bize bireysel refahı daha net anlatır. Zaten kişi başına milli gelir rakamları da yıllar içinde artmıştır. Örneğin; 1990’larda Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 2000$ civarı iken 2025 yılında 15,000$ olmuştur. Biz tablomuza geri dönelim. Tablodan çıkan sonuç nedir? İnsanların yıllar içinde refahı artış kaydeder. Tabloda Türkiye ve gelişmiş bazı ülkelerin rakamlarını verdim ama ülkelerin çoğunda manzara böyle. 2023 yılında 1990 yılına göre artış var. Yani insanların refahı artmış. Daha açık anlatalım. Türkiye’de 2002 yılında asgari ücretle 736 ekmek alınabilirken 2024 yılında asgari ücretle 2210 ekmek alınabiliyor.

Bazıları “1990’lı yıllarda da geçinmekte zorlanıyorduk, şimdiki gençlerde zorlanıyor. Madem refahımız arttı, bu nasıl oluyor?” diye sorabilir. 1990lı yıllarda bazı malları kullanmıyorduk. Örneğin; 1990’lı yıllarda cep telefonları yeni çıkmıştı ve çok az kişi de cep telefonu vardı. Şimdi herkesin cep telefonu var. 1990’lı yıllarda internet için para harcamıyorduk. 1990’lı yıllarda çok az kişinin otomobili vardı, dolayısıyla benzin masrafı yoktu. 1990’lı yıllarda pek çok Anadolu şehrinde içme suyu için para ödenmiyordu. Yani 1990’lı yıllardakine göre günümüzde daha çok mal çeşidi satın alıyoruz.

Binalar ve Çevre Düzenlemesi: Sosyal medyada geçmiş tarihli fotoğraflar paylaşıldığında aşağıda özlem dolu yorum yapanları okuyabiliyoruz. Oysa atlanan bir şey var. Birincisi; Türkiye’de nüfus artıyor. Dolayısıyla bina talebi de artıyor. İnşaat şirketleri de yeni binalar yapıyorlar. Turist artıyor, dolayısıyla turistlere yönelik otellerin inşaati de artıyor. İkincisi; tüketici tercihleri değişiyor. 1990’larda insanlar sokaklarda gezerek alışveriş yapabilirlerdi. Günümüzde ise insanların çoğu alışveriş merkezlerini tercih ediyor. Böylece sıcak, yağmur, kar gibi meteorolojik dış faktörlerden etkilenmiyorlar. Bu da alışveriş merkezi inşaatlerini artırıyor. Üçüncüsü; teknoloji değişiyor. 1990’lı yıllarda Türkiye’de inşaat sektörü gökdelen inşaatinin gerektirdiği teknolojik bilgilere sahip değildi. Sonra gökdelen inşa edebilecek yeterliliğe sahip olunca maliyeti düşürmek amacıyla 10 kat ve üzeri inşaatlerin sayısı arttı. 1980’li yıllarda Emlak bankasının inşa ettiği 15 katlı binalara gökdelen deniyordu. Günümüzde ise normal apartman gibi görülüyor. Bir de geçmiş fotoğraflar paylaşılırken nedense hiç 1980 ve 1990’ların gecekonduları paylaşılmıyor. Günümüzde o gecekondular yıkılıp yerine çok katlı apartmanlar yapıldı. Gecekondulardan daha iyi değil mi?

Gelelim yazının sonuna. Elbette geçmişte güzel şeyler vardı. İnsanlar daha paylaşımcı idi. Ama iktisaden baktığımızda günümüzde refahımızın daha arttığını görüyoruz. 1990’larda mağazalarda birkaç çeşit gömlek bulurken şimdi belki de 100 adet farklı gömlek buluyoruz. Geçmişte gecekondularda oturanlar şimdi çok katlı apartmanlarda oturuyor. Geçmişte işe otobüsle gidenler şimdi otomobille gidiyor.